NE ARAMIŞTINIZ ?

Ahef Yani Aile Hekimleri Federasyonu

28 Ağustos 2012

‘’Ekonomik refah toplumsal parametrelerde genel bir iyileşmeye yol açabilir fakat asıl fark toplumsal politikalarla oluşabilir”
Bu anlamda, kısıtlı kaynakları, doğru sağlık politikaları üzerine oturtup, halk desteği almış yatırımların ne kadar etkili olduğunun en güzel örneği Aile hekimliği uygulamasıdır.. Sağlık, bir ekonomik kâr aracı değil, en doğal insan hakkıdır. Bu yüzden, tüm halkımız sağlık hizmetlerinden eşit ölçüde yararlanmalı ve birinci basamak sağlık hizmetlerine, kolay ve ücretsiz ulaşabilmelidirler. Bu bağlam da birinci basamak sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliğinin sağlanması devletin sorumluluğu altında olmalıdır. Aile hekimliği uygulaması sağlık sistemleri konusunda bizlere yeni bir perspektif sunmaktadır. Uygulanan bu sitemle, basit ama etkin, eşit, güçlü, ucuz ve dinamik bir hizmet sunumu uygulanıyor. Bu sayade kısıtlı olan ülke kaynaklarımıza da katkı anlamında önemli pozitif performans sağlıyor.
Eğer Aile Hekimliği uygulaması ülke modeli içinde bulunuyorsak ve biz bir aile isek, unutmamamız gereken şey; Aile bağlarının güçlenmesi, paylaşacak şeylerin çokluğuyla mümkündür. Ne kadar çok olumlu şeyler paylaşırsak, bu süreç de gerçekten zorluklar içinde, ağır iş yükü içinde çalışanlara ne kadar çok pozitif şey katarsak ve elimizi hep birlikte taşın altına koyarak çabalarsak, ailemiz o kadar güçlenecek, o kadar diri duracak ve mutlu olacaktır. Bu anlamda biz bu çabayı tüm ülkede çalışan Aile Hekimleri olarak elimizden geldiğince gösterdik ve göstermeye de devam edeceğiz. İletişime açığız ve sorunlarımıza çözüm odaklı yaklaşımları göstermeye çalışıyoruz. Bunu da aile bağlarımıza güçlendirmek için yapma kararlılığındayız.

Aile hekimliği uygulamasının ülkemizdeki tarihsel sürecine ve sorunlarımızın başlangıcına kısaca bir göz atacak olursak;
Ülkemiz Aile Hekimliği uygulamasına yaklaşık 7 yıl önce, 2005 yılında Düzce ilimizde pilot uygulama ile geçmiştir. Ülkemizdeki birinci basamağa gönül vermiş tüm hekimler büyük bir istek, azim ve gayretle görevlerine başladılar. İlk günler her şey iyi gibi giderken aslında uygulamadan kaynaklanan bazı sorunlarda yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamıştı. Uygulama merkezlerimiz olan ve Aile hekimliği birimlerinden oluşan ASM’lerin, mevcut eksiklikleri karşımıza çıktı ilk olarak. Teslim edilen ASM’lerin çoğunda çağdaş bir sağlık hizmet sunumunu yürütmemiz için olması gereken fiziki şartlar, malzeme, araç ve gereçler ve donanım yoktu, eksikti veya bozuktu. Buna rağmen gerekli önlemler ve tedbirler tam olarak alınmadan 2010 yılı itibariyle tüm illerde Aile Hekimliği uygulamasına geçildi Bütün ASM’lerin onarım ve tadilatlarını yaptık. Hem halkımız hemde kendimiz için hizmet sunum kalitesini artırmak adına; Mesaimizin dışındaki zamanımızın büyük bir kısmını bu eksikleri gidermekle tükettik. Mesai süremiz içinde ise birinci basamağa artan güven ve hizmet kalitesin artmasına paralel yoğun poliklinikhizmeti vermeye başladık. Bunun yanında bağışıklama-aşı, bebek-çocuk izlem, gebe-loğusa izlem, laboratuvar işlemleri, defin ruhsatları, yerinde otopsi nöbetleri, her türlü bireye yönelik raporlar gibi işlemler ve görev tanımımız içine girmeyen ancak eski bölge tabanlı sistemden gelen alışkanlıklarla, bizlere yüklenen işler içinde boğulduk. Geldiğimiz nokta da;Değişen pek bir şey yok.! Halen bu görevler artarak aile hekeimleri tarafından icra edilmeye çalışılıyor. Gördük ki işimiz gerçekten zor ve iş yükümüz gerçekten çok fazla. Aslında çok ama çok fazla sorunumuz var; Bunları anlatmak için bu sayfalar yetmez.Bizim işimiz sorunun değil çözümün bir parçası olmak, dolayısıyla da sorunlarımızın çözümü noktasında çalışıyoruz ve elimizden geldiğince sesimizi duyurmaya çabalıyoruz. Ama ana başlıkları ile temel sorunlarımıza bakacak olursak;

1-Mevzuat ve uygulamadan kaynaklanan sorunlar;
A- Kişi kayıtlarından kaynaklanan sorunlar
B- Bildirimden kaynaklanan sorunlar
C- İş yükü analizinin yeterince yapılmamasından kaynaklanan sorunlar
D- Çalışma planının A.H. tarafından hazırlanamaması
E- Misafir hasta ve bölge tanımından kaynaklanan sorunlar
F- TSM. tarafından yeni hasta atamalarından kaynaklanan sorunlar
G- TSM.-ASM. arasındaki dikey yapılanmadan kaynaklanan sorunlar
H- Ölü muayenesi ve defin izinleri
I - Adli nöbetler ve yerinde otopsi hizmetleri
İ - Aylık çalışmaların hala yazı olarak isteniyor olması
J – Evde Sağlık Hizmetleri
K- Laboratuar ve Görüntüleme tetkiklerinin temini
L- Komisyonlarda A.H. temsilcilerinin yer almaması
M-Farklı illerde ki birbirinden farklı uygulamalar
N-Nöbetler
O-Ceza Puanı uygulaması
2- Mali konular;
A- ASM. gider ödemelerinin özellikle büyük merkezlerde yetersizliği
B- Sözleşme damga vergisi ve geriye dönük ödenmemesi( ki en son çıkan torba yasa da düzeltildi)
C- 4000 kişiyi aşan kayıtlı kişilerde hekimlerin puan hesaplamasındaki kargaşa
D- Laboratuar sarf malzemelerinin temini
F- Standardı arttırmak için bedeli ödenmeyen harcama istekleri
G- Ücret ödemesi zamanlarındaki farklılıklar
H- Mobil hizmet ödeneğindeki adaletsizlik
I - Yaş ve risk grupları katsayıları
İ- Entegre hastane ve zorunlu düşük nüfus bölgeleri, nüfusu düşen bölgeler.
J- Misafir hasta için ödemelerin olmaması
Bir başka genel sorunumuz ise; Kimlik bilgilerinin istenmesi ve sorgulanması, vatandaşımızın hizmet alması için gereklidir. Bizden yasal olarak istenen ilgili kişiyi görmemiz, kimliğinden tanımlayarak işlem yapıp kayıt almamızdır. Bu aynı zamanda milli servetimizin doğru şekilde, hakkaniyetli kullanımı için şarttır. TC. Numarası vererek, adını söyleyerek işlem yaptırılmaya çalışılması Aile Hekimlerini “Resmi Kayıtlarda Sahtecilik” yapmaya zorlanması anlamına gelmektedir, bu büyük bir suçtur. İşlemin gerçekleşmesi durumunda sorumluluk, cezai müeyyide tamamen hekimin üzerindedir, hâlbuki suça teşvik ve hatta zorlamayı gerçekleştiren kişilere de müeyyide uygulanmalıdır. Aslında Aile Hekimliği Uygulamasının ruhunda ‘’kişilere kendi sağlık sorumluluğunun verilmesi’’ esas olmalıdır. Zira sağlıklıyken periyodik sağlık muayenelerinin yapılamamsı, kişide ortaya çıkacak risklerin tespit edilememsi veya sağlık durumunda değişimde başvurulmayan her durumda, kişilerin sağlık riskleri artmakta ve önlenebilir birçok hastalık gözden kaçmaktadır. Sonucunda hastalık durumu ortaya çıktığında yapılan başvurularda sağlık harcamaları da paralel artış göstermektedir.
Ayrıca Hukuk Devletinin unsurları doktrinde belirlenmiş olup, bunlardan konuyla ilgili iki tanesi “belirlilik” ve “hukuki güvenlik” ilkesidir. Bunlardan belirlilik ilkesinin gereği ise; maddi hukuk ve usul kurallarının önceden öngörülebilir bir açıklıkta ve kişilerin haklı beklentilerini bariz bir şekilde bertaraf etmeyecek bir şekilde düzenlenmesini gerektirir. Hukuki güvenlik ise; devlet faaliyetlerinin önceden tahmin edilebilir, öngörülebilir olmasını gerektirir. Bu sebeple Devlet faaliyetleri önceden hukuk kurallarıyla düzenlenmeli ve mümkün olduğunca “hukuki istikrar” sağlanmalıdır.
Kişilere hukuk güvenliğinin sağlanması, Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devletinin ön koşullarındandır. Hukuk devleti, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerektirir. Hukuk güvenliğinin sağlanması, bu doğrultuda yasaların geleceğe yönelik öngörülebilir belirlemeler yapılabilmesine olanak verecek kurallar içermesini gerekli kılar.
Şimdi;Aile hekimlerinin saha da ki sesi ve mesleki yapılanmasında ki tek STK Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu-AHEF’ de durumuna da bir bakmak gerekir.
Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF) olarak, bugün ülkemizde tüm Dünyada örnek gösterilen bir Aile hekimliği uygulamasını hedeflemiş bulunmaktayız. En temel amacımız; Koruyucu sağlık hizmetlerinde örnek olacak başarılar sağlamaktır. Bunun yanında;
Aile hekimlerinin idari ve hukuki düzenlemelerinin çağdaş düzeye getirilmesini ve geliştirilmesini sağlamak, Aile Hekimlerinin özlük haklarının, şeref ve haysiyetlerinin korunmasını ve geliştirilmesini sağlamak başlıca görevlerimiz arasında yer almaktadır. Aile Hekimliği uygulamalarıyla ilişkili yasa tüzük, yönetmelik vb. düzenleyici işlemleri izlemek, hazırlanmasında katkıda bulunmak, aksayan yönlerin düzeltilmesi için gerekli girişimlerde bulunmak, raporlar sunmak ve en önemlisi gerektiği koşullarda hukuki itirazlarda bulunmak federasyonumuzun başlıca amaçları arasında yer almaktadır. Bu çercevede geçtiğimiz aylarda Aile hekimlerinin vizyonunu, misyonunu, temel değerlerini ortaya koymak ve önümüzdeki 5 yıldaki hedeflerini ortaya çıkarmak amacıyla ‘’Stratejik Planlama’’ çalıştayımızı gerçekleştirdik.
Bilindiği gibi Aile Hekimliği; Dünyanın çok çeşitli ülkelerinde farklı ülke modelleri ile ama Aile hekimliğinin evrensel değerlerinden vazgeçilmeden uygulanmaktadır. Aile Hekimliği uygulamalarına bakacak olursak, bu uygulamaların iyi örneklerinde, en önemli işlevi iyi çalışmakta olan bir birinci basamak sağlık hizmeti bileşeni olarak kendine düşen görevi gerçekleştirmektedir. Aile Hekimliği Uygulamasını Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinin bir bileşeni olarak değerlendirmek doğru olacaktır. Aile Hekimliği dışında diğer bileşenlerin alanına giren konularda yapmaya zorlandığımız hizmetler hem iş yükümüzü arttırmakta hem de Aile Hekimliğini doğru bir şekilde yapmamızı engellemektedir.
Karşımıza çıkan en önemli sorun ise özellikle uygulama yönetmeliği ile aile hekimleri için çok geniş bir görev tanımı yapılmış olmasıdır. Bu yönetmelik ile kapatılan sağlık ocaklarınca yürütülmekte olan neredeyse tüm birinci basamak sağlık hizmetleri aile hekimlerine verilmiştir. Bu yüklenen sorumluluklarımız ana başlıklar halinde listelenecek olursa ilgili mevzuat ile aile hekimlerinin sorumlu oldukları görevler şunlardır;
- Koruyucu Hekimlik Uygulamaları (aşılamalar-bağışıklama hizmetleri v.b)
- Birinci Basamakta Tedavi ve Laboratuvar Hizmetleri
- İlgili Mevzuatla Belirlenen Rehabilitasyon Hizmetleri
- Tıbbi danışmanlık
- Ana-Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Hizmetleri
- Periyodik Sağlık Muayeneleri ve İzlemler(Bebek-Çocuk, Gebe, Loğusa, Yaşlılar vb)
- Taramalar (Kanser, Kronik Hastalık, DM, HT vb)
- Evde Bakım Hizmetleri (Özürlü, Yaşlı, Yatalak vb.)
- Mobil Sağlık Hizmetleri.
- Raporlar (Birinci Basamakta Resmi Hekimlerce Düzenlenen Tüm Raporlar)
- Bölgesel Sağlık Sorunlarının Çözümü ve Planlaması için TSM ile işbirliği
- İdari Sorumluluk
- Adli Tıbbi Görevler
- Kayıt yükümlülüğü (Kişisel Sağlık Dosyası ve Birinci Basamak Sağlık Kurumlarınca Düzenlenen Kayıtlar)
- Kayıtların Mahremiyetinin Sağlanması-Veri güvenliği
- Hizmet içi Eğitimler
- Aile Sağlığı Biriminin İdare ve İdamesi.
Yukarıda ana başlıklar halinde sunulan hizmetleri, hizmetlerin tıbbi ve akademik gereklilikleri ve aile hekimlerine bağlanan nüfus (yaklaşık 3500-4000) dikkate alınarak değerlendirdiğimizde aile hekimlerinden beklenen iş yükünün, bir aile hekimi ve –varsa- bir aile sağlığı elemanının iş gücünü aşar şekilde planlanmasıdır. Yani beklenen tüm işlerin ideal, tıbbi ve bilimsel kurallara uygun yürütülmesi olağanüstü bir gayretle yapılmaya çalışılmakta, hekimin iyi niyeti, bilgi ve becerisinden bağımsız olarak bazı alanlarda eksiklikler ortaya çıkabilmektedir.
AHEF olarak amaçlarımız nedir? ;
Kısaca bakacak olursak;
Ön gördüğümüz planlar, projeler ve programlarımız da yer alan politika ve hedefler doğrultusunda kaynakların etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde elde edilmesi ve kullanılmasını, hesap verebilirliği ve mali saydamlığı sağlamak üzere, Aile Hekimliği Dernekleri Federasyonu yönetiminin yapısını ve işleyişini uygun hale getirmek.
Aile Hekimliği Uygulama kanunun bir an önce yeniden ve revize edilerek hazırlanmasını sağlamak. İdari ve hukuki düzenlemelerin bir an önce yapılmasını sağlayarak Aile Hekimliği Uygulanması ve geliştirilmesi aşamalarında söz sahibi olmak.
Araştırma, geliştirmeye önem vermek bunun yanında kongre ve seminerlere ayrılan kaynakların doğru kullanılmasını, bilgi ve teknolojinin kullanabilirliğini, üye dernek sayısının artırılmasını, sorunlarının çözümlenmesi için desteklenmesini, iç işleyişle ilgili düzenlemelerin yapılmasının sağlamak.
Bu amaçları gerçekleştirmek için;
1-Mevzuata hâkim, yaptığı işi bilen yönetim, komisyon ve kurulların kadrosunu oluşturmayı
2-Yenilikleri ve teknolojiyi takip ederek üyelerimize en hızlı ve kaliteli hizmeti sunmayı.
3-Hukuksal konularda, mevzuat ve yapılan işler hakkında il derneklerine yardımcı olmayı
4-Kaynakların en uygun ve en verimli şekilde gerçekleştirilmesine dikkat etmeyi prensip haline getirecektir.
Her bireyin bir gün hasta olarak hizmet alacağı bu birimlerin standartlarının yükseltilmesi için Aile Hekimlerine gerekli desteğin verilmesine katkıda bulunması gereklidir. Bu gün uygulamadan kaynaklanan, ancak hekimlerin sorumlu tutulduğu sorunların gereken önlemler zamanında alınamaz ise tükenmişliğe yol açacağı unutulmamalıdır. Sistemin cazibesini kaybedeceği, sağlık hizmetlerinin sosyalleştirilmesi uygulamasında olduğu gibi dünyanın en iyi modeli dahi olsa uygulanmasının zorlaşacağı, sonuçta mevcut durumda hekimlerin aleyhine olan bu durumun genel olarak birey ve toplum sağlığını ve memnuniyetini olumsuz etkileyeceği akılda bulundurulmalıdır. Zira bir sistemin sürdülebilirliği için hizmete ulaşnalar kadar, hizmeti verenlerinde memnuniyeti göz önünde bulundurulmalıdır.
1963 yılında başlayıp 1993’te biten sosyalizasyon sürecinde 1.Basamak sağlık hizmetlerinin hedeflenen noktaya ulaşamamasındaki temel nedenlerden aslında en önemli olanının 1.Basamak sağlık hizmeti veren Hekimlerin motivasyonunun göz ardı edilmesidir diye düşünmekteyiz.
Dünyada 1920’lerde başlayıp 2000’li yıllara gelinceye kadar uzmanlaşma ve hastane hizmetleri ön planda seyrettiğinden sağlık hizmetlerinin asıl gücü olan 1.Basamak unutulmuştur.
1.Basamak sadece Aile Hekimliğinden ibaret olmayıp aynı zamanda da adli tıp, acil tıp ve halk sağlığını da kapsamaktadır. Ayrıca sahada partnerimiz olarak çalışan yardımcı sağlık personeli de 1.Basamağın olmazsa olmazlarındandır. Bu bağlamda 1.Basamak sağlık hizmetlerinin sadece Aile Hekimliği hizmetlerinden oluşuyormuş gibi düşünülmesi; 1.Basamağın başarısızlığının ya da başarısının sadece Aile hekimlerine mal edilmesine neden olacaktır ki bu da çok ciddi bir çıkmaz olacaktır.
Ülkemizde Aile hekimliği sürecine farklı nedenlerle ve farklı kaygılarla önem veren çeşitli dernekler ve tabii ki kamu kuruluşları mevcuttur. AHEF olarak bizim verdiğimiz önem en başta ülkemizin sağlık çıktılarının ve gelişmişlik düzeyi ölçütlerinin en yüksek düzeye getirilmesi ve böylece Aile Hekimliği kurumunun diğer tüm 1. Basamak unsurları ile beraber varlığını sürdürmesidir.
Unutmamalı ki bir işi ve o işin sıkıntılarını en iyi o işi yapan bilir ve en makul çözüm önerileri o kişilerden yani işin uygulayıcılarından gelir.
İdare, personelini düşünmek makul ve mantıklı ve de mevzuata uygun hedef ve çalışma programları koymak durumundadır. Bunun tersi bir anlayış ancak sorunların daha da artması demektir. Yeri geldiğinde uygulamadaki sıkıntıları hiçbir art niyet ve de sorun çıkarma amaçlı değil de çözüm amaçlı olarak dile getirmeliyiz diye düşünüyoruz. Sorunlarımız çözüldükten sonra teşekkür etmesini de, işimize dört elle sarılmasını bilecek kadar erdemli ve de eğitimliyiz diye düşünüyoruz.
ÇÜNKÜ SORUN SADECE BİZİM OLMADIĞI GİBİ BAŞARI DA SADECE BİZE AİT DEĞİLDİR.
EĞER BU BİR EKİP ÇALIŞMASI SONUCU ULAŞILABİLECEK BİR HEDEFSE; EKİP ÇALIŞMASININ GEREKLERİ TAM VE EKSİKSİZ OLARAK YERİNE GETİRİLMELİDİR.
GELECEK;

AİLE HEKİMLİĞİ TIP DİSİPLİNİNE SAHİP ÇIKMAKTIR.
SAĞLIĞIN YENİ YÜZÜ, GÜCÜ, GELECEĞİ
AİLE HEKİMLERİDİR…