NE ARAMIŞTINIZ ?

Bakan Yıldırım'dan Yılmaz Özdil'e yanıt

26 Ağustos 2012

 
Erzincan'ın Refahiye ilçesinde bu yıl 4'üncücüsü düzenlenen Bal ve Kültür Festivaline katılan Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil'in 'hata sevap cetvelinin uzun olduğunu' söyledi. Bakan Binalı Yıldırım, şunları söyledi:
 
"Ne diyor iddialarında. 'Demiryolları Almanlarındır' Anadolu topraklarında Osmanlı döneminde ilk imtiyaz İngilizlere verildi. O da İzmir-Aydın arası ilk demiryolu yapımı esnasında. Daha sonra Almanlar, Fransızlar, Belçikalılar, Ruslar da dahil Anadolu topraklarında Osmanlı coğrafyasında demiryolu yaptılar. Bir başka iddiası var. Mustafa Kemal Atatürk geldi, vagon fabrikası kuruldu denildi. Türkiye'de de vagon fabrikası kuruluş tarihleri ilk vagon fabrikası 1953 yılında, yolcu vagon fabrikası kuruluş tarihi de 1962 yılında kuruldu. Dolayısıyla bu da yanlış. Tek kuruş borç almadan bunların yaptığının dört katı demiryolu yapıldı. Bunlar diye kast ettiği herhalde biziz. Bizim onlar, bunlar diye milleti ayrıştırma gibi bir alışkanlığımız yok. Asıl bu tarzda değerlendirmeyle maalesef bir yandan da milleti bunlar ve onlar diye ayıran bir anlayışı burada görüyoruz."
 
"2000'E KADAR TALİHSİZ DÖNEM"
 
Osmanlı döneminde yapılan demiryollarının borçlarının Cumhuriyet döneminde 1950'lere kadar ancak ödendiğini belirten Yıldırım, "9 milyon Osmanlı lirası tutarında demiryolları için bu ülke bu millet çalıştı, çabaladı, borçları ödedi. Dolayısıyla borcu yoktu" dedi. Bakan Yıldırım, Türkiye'de demiryollarını Osmanlı, Cumhuriyet sonrası 1950'ye kadar, 1950-2000 arası ve 2000'den sonra olmak üzere 4 dönemde değerlendirmek gerektiğini anlattı. Bakan Yıldırım, şunları söyledi:


 
"Cumhuriyetin ilk yıllarında Mustafa Kemal Atatürk'ün teşvikleriyle, gayretleriyle demiryollarında ciddi bir hamle başladı. Ancak 1946'dan sonra durdu. 46'ya kadar sürekli demiryolu yapıldı. 1946'dan sonra demiryolu yapımı bırakıldı. Karayolu yapımına başlandı. 2000'e kadar demiryolları için talihsiz bir dönemdir. Yarım asırdan fazla. 2002'den sonra biz demiryollarını ve karayollarını ayağa kaldırmak için sadece demiryolu değil hem demiryolu projelerine hız verdik hem karayolu projelerine devam ettik. Dolayısıyla bu üç dönemle karşılaştırdığımız zaman Cumhuriyet döneminde bir yılda yapılan demiryolu miktarı 134 kilometre. 1950-2002 arası yapılan sadece 18 kilometre. 2003 ve bugüne kadar yapılan da yıllara böldüğümüz zaman 135 kilometre. Bundan niye gocunuyorsunuz. Cumhuriyetin ilk döneminin performansına erişmişiz. Bundan ancak sevinç duymanız lazım, gurur duymanız lazım, onur duymanız lazım. Ben bu hazımsızlığın nedenini doğrusu anlayamıyorum. Bir başka yanlış daha var. O da diyor ki 'lokomotifler İspanya'dan alındı' İspanya'dan biz lokomotif almadık. 'Ankara-İstanbul hızlı treni Çinliler tarafından yapılıyor' Ankara-İstanbul hızlı treni Türk ortaklığıyla yapılıyor. Burada da Türklerin payı Çinlilerden daha fazla. Bu da gayet doğal. Kredi veriyorlar, işin içinde de olmak istiyorlar. Uzun vadeli, düşük faizli kredi alıyoruz.' Raylar İspanya'dan geldi' diyor. Değerli arkadaşlar İspanyadan gelip kullanılan raylar var tabi. Ama cumhuriyetin kuruluşundan 2004 yılına kadar Türkiye 1 santim ray bile yapamıyordu. Adeta dışarıdaki tekel oluşturmuş ray üreticisine mahkum olmuştu. Dolayısıyla o arkadaşımız yazmadan önce konuları etraflıca araştırması yerinde olur. Yoksa oradan buradan aslı astarı olmayan bilgilerle böyle köşesini doldurursa vatandaş okuyunca bir kanaat elde eder. O kanaati doğru bilgilerle oluşması çok önemli. Makinistlerin dışarıda eğitildiği konusu da yanlış. Hızlı tren makinistleri burada eğitildi ama zaman zaman başka ülke uygulamaları nasıl oluyor diye bunları gönderiyoruz."
 
"ANKARA-KONYA'YA HİÇ DEĞİNMİYOR"

 
Bir iddia ortaya atılırken insaflı olmak gerektiğine, ölçü izan sahibi olunması gerektiğine atıf yapan Bakan Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Vagonlar Güney Kore'den alındı' bu da yanlış. Güney Kore Rotem firması ile demiryolları Eurotem diye bir şirket kurdu Sakarya'da. Vagonlarda orada imal ediliyor. Başlangıçta Kore'de az bir miktar imal edildi. Şimdi Marmaray araçları, ondan sonra İstanbul metrosunda kullanılan araçlar, yine İzmir İZBAN'da kullanılan araçların bir kısmı dahil Eurotem Sakarya'daki fabrikada yapılıyor. 'Ankara metrosu Alman-İtalyan bu da yanlış' Ankara metrosunu biz Büyükşehir Belediyesi'nden devir aldık. Yeniden ihale ettik. Ağırlıklı olarak ta Türk firmaları tarafından yapılıyor. 'Ankara Eskişehir-İspanyol' bu da yanlış. Doğru İspanyol ortak var. Ama Türk de var. Oda İspanyol kredisi ile yapılıyor. Oradaki ortaklıkta yüzde 50-50. Ankara-Konya'ya hiç değinmiyor. Yüzde yüz Türk firması ve rekor sürede bitirildi. Neden Türk firması çünkü biz onun parasını cepten veriyoruz. Cepten veriyoruz. Ama cepten veriyoruz diye illa Türk firması olsun diye gel sana pahalı pahalıda verelim demiyoruz. Yarışma yapıyoruz. Uluslararası düzeyde herkes katılıyor. İpi kim göğüslerse ona veriyoruz."
 
Yılmaz Özdil'i, imtiyaz ve yarışmayı karıştırmakla suçlayan Binalı Yıldırım, "İmtiyaz hiçbir yarışma yapmadan çağırıp birine diyorsunuz ki şu işi yap. Cumhuriyet dönemi öncesi öyleydi. İmtiyaz veriliyordu. Şimdi ise imtiyaz yok yarışma yapılıyor. Hatta yerli firmaların teklifleri yabancılara göre yüzde 5 daha fazla olsa bile yerli firmaları tercih ediyoruz yerli firmaları koruyoruz. Onun için buradaki değerlendirmeler hem yanlış hem de insafsız" dedi.
 
Bakan Yıldırım, Yılmaz Özdil'in 'Aliağa-Menderes, İspanyol' demekle İZBAN'ı kastettiğini belirterek, şöyle dedi:
 
"Üst yapısı demiryolları tarafından yapılmış, sinyalizasyonu yabancı. Dünyanın bütün her yerinde yapılan demiryollarının sinyal sistemi 4 firma tarafından yapılıyor. Herkes sinyal işini yapamıyor. Sinyal işi emniyete yönelik bir şey. Çok ciddi tecrübelerle bir noktaya gelmiş bir iş. Bunu yapmak mümkün ama çok çok pahalıya mal oluyor ve çok zaman alır. Onun içinde kimse tercih etmiyor. Ama buna rağmen İstanbul Teknik Üniversitesi ile demiryolları bir test merkezi kurdu. Orada şu anda denemeler yapılıyor. Başarılı olursa bunu diğer sinyal sistemlerine de uygulayacaklar. Yanlışlar manzumesi devam edip gidiyor. Hiçbir tarafı tutulacak bir şey değil. Dünyanın hiçbir ülkesinde hiçbir kimse her şeyini kendi yapmıyor. Bir uçak 30 bin parçadan oluşuyor. Bu 30 bin parçayı Boeing Airbus ne yapıyor. Alıyor teker teker montajını yapıp uçağı ortaya çıkarıyor. Ama o parçaların kimi Japonya'dan geliyor, kimi Brezilya'dan geliyor. Türkiye'den de gidiyor. Bir otomobilin bütün parçalarının aynı fabrikada yapıldığını mı düşünüyorsunuz. Böyle bir şey yok. Biz geçtiğimiz 9 yılda sadece demiryollarına yatırım yapmadık, aynı zamanda Türkiye'de yerli demiryolu sanayisini geliştirmek için ciddi yatırımlar yaptık. Dışarıdan da alacağız. İçerdekilerde dışarıya satıyor. Türkiye'nin rayları lokomotifleri Bulgaristan'da Suriye'de Kafkas bölgesindeki ülkelerde hizmet everiyor. Ne diyecekler onlar bunu da Türk'le yaptı diye boykot mu edecekler. Mantığı anlamak mümkün değil. Özetle sayın Özdil'in yazısı eksiklerle yanlışlarla dolu. Düzeltilecek bir tarafı yok. Amacım onu düzeltmekte değil. Türk milletine kamuoyuna gerçekleri bir kez daha anlatmak. Her şey yabancı diyip sadece 'trene bakan öküzler yerlidir' demek bu millete bu milletin değerlerine en büyük hakarettir."
 
Bakan Binali Yıldırım, Bal ve Kültür Festivali'nde öküzlerin çektiği kağnıya binerek alanda gezdi.