NE ARAMIŞTINIZ ?

Op. Dr. Arif BULUT 2013 yılı bütçe görüşmelerinde Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneler Kurumu bütçesi hk

24 Aralık 2012

 Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2013 yılı Sağlık Bakanlığı Kamu hastaneleri kurumu bütçesiyle ilgili CHP Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

 Sn. Sağlık bakanı,
 Komisyondaki sunuş konuşmanızda;
 Doğum da beklenen yaşam süresini 75 yıla çıkardığınızı,
 Bebek ölüm hızını binde 29 dan binde 7,7 ye gerilettiğinizi,
 Anne ölüm hızını yüz binde 15,5 düşürdüğünüzü,
 Ayrıca birçok başarılarınızdan bahsederek bunları OECD ve DSÖ verileri ile kıyaslayarak ne kadar başarılı olduğunuzu anlatıyorsunuz.
 Bunlar kısmen doğrudur, Kutluyorum sizi.
 Bunu sağlıkta dönüşüm programının bir başarısı olarak görüyorsunuz ve “Türkiye’ deki sağlık çalışanlarının bu meseleye fedakârca sahip çıkışı olmasa idi, biz bu dönüşümü sağlayamazdık” diyorsunuz.
 Yani bu başarının, hekimlerin ve yardımcı sağlık çalışanlarının başarısı olduğunu kabul ediyorsunuz.
 Bu çok güzel.
 Ben de grubum adına, tüm sağlık çalışanlarına ve bu çalışanları eğiten ve öğreten, aynı zamanda kendileri de bir sağlık çalışanı olan değerli öğretim üyelerine gönülden teşekkür ediyorum. Bunu fazlasıyla hak ediyorlar.
 Şimdi sizin söyleminizle retorikten gerçeğe gelelim.
 Onlar için siz ne yapmışsınız?
 Önce emekliden başlayalım.
 Sn. Bakan emekli hekimler bugün yoksulluk sınırında maaş alıyorlar.
 Bunu siz çok iyi biliyorsunuz, defalarca söyledik.
 Yaşları 65 in altında olan emeklilerin, özel hastaneler de kadro bulmasını bilerek engellediniz ve halen engellemeye devam ediyorsunuz.
 Çalışanları da kamuda çalışmaya mahkûm ettiniz. Hekimler kamu hastanelerinde memnuniyetten değil, mecburiyetten çalışır hale geldiler.
 Üniversite hastanelerinde çalışanlar da aynı durumdadır.
 Çalışan hekimleri sağlık piyasasının maliyet unsurlarından biri haline getirdiniz.
 Performans kaygısı içinde çalışan hekimlerin, hastalara karşı olan sorumluluk duyguları körleşti.
 Zor ve riskli hastaları görmezden gelmeye başladılar, baskı altında, stresli, sorunlu bir hekim tipi yarattınız. Ekonomistlerin ahlaki tehlike diye adlandırdığı durum ortaya çıktı.
 Böylece hekimler kadar hastalar da zarar görmeye başladılar.
 Hekimler kolay ve risksiz hastalara yöneldiler. Bunun sonucu olarak, hem hekimler mesleklerinin gereğini yapamaz hale geldiler, hem de sağlık çalışanlarına karşı şiddet patladı.
 Diğer taraftan mükemmel sağlık hizmeti verdiğiniz algısını yarattınız, ama kamu hastanesine gidip mükemmel sağlık hizmeti alamayan vatandaş yine şiddete yöneldi.
 Sn. Bakan, başta Başbakan olmak üzere, siz ve yürütmenin diğer üyeleri, hekimlerin onurunu ve saygınlığını yok eden ve hekimleri itibarsızlaştıran bir dil kullandınız.
 Sağlık çalışanlarının özlük haklarını asla düzeltmediniz.
 Hep retorik olarak kaldı.
 Hekimler arasında ayırım yaparak çok ciddi bir kadrolaşma yarattınız. Kamu hastane birliklerine yapmış olduğunuz atamaların- ki bu 10 binin üzerinde bir atamadır ya bir tarikata mensup kişilerden seçtiniz, ya Sağlık-Sen üyelerinden seçtiniz, ya da AKP eski milletvekilleri veyahut vekil adaylarından seçtiniz.
 Bıçak parası üzerinden,
 Sezaryen üzerinden,
 Küretaj üzerinden ve birçok hassas sağlık sorunu üzerinden hem kamuoyunu yanılttınız, hem de doktorları aşağıladınız.
 Sayenizde hastaneler hizmet sağlayıcı işletme, hastalar müşteri haline geldi.
 Diğer taraftan;
 Sağlığın piyasalaştırılması, yani anayasal bir hak olan sağlığın, ötelenemez bir hizmet olmaktan çıkarılarak serbest piyasa koşullarına terk edilmesi. Yani ne kadar paran varsa o kadar sağlık satın alınabilmesi,
 Özel sağlık kartellerinin korunup kollanması,
 Doğrudan cepten yapılan ödemelerin arttırılarak 10 kaleme çıkarılması,
 Sağlıkta finansmanın düşürülmesi kapsamında, sağlık çalışanlarının giderek fukaralaştırılması,
 Her aşamada özlük haklarına yansımayan performans uygulaması,
 Eczanelere uygulanan yaptırımlar,
 İlaç için referans fiyat uygulamaları,
 İyi sağlık hizmeti veriliyor algısını yaratan reklamlar,
 Personelin iş garantisini yok eden sözleşmeli statü, yeni kamu hastane birlikleri buna örnektir.
 Kırsal kesimde yaşayanların sağlığı artık Allaha emanet edilmiştir. Kamu kırsal kesimden artık elini tamamen çekmiştir.
 Değerli arkadaşlar,
 Üniversite hastaneleri uygulanmakta olan fiyat politikası neticesinde borçlarını ödeyemez hale gelmişler, Sağlık bakanlığı 13 üniversite hastanesine el koymuş, Afiliasyon adı altında üniversite özerkliğini yok ederek, kamu hastane birliklerine dahil etmiştir.
 Sonuç olarak kamu hastanelerinde hizmet kalitesi son derece düşmüştür, bundan en büyük zararı gören yine vatandaştır.
 Bu bütçenin halkımızı hayırlı olmasını diliyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.