NE ARAMIŞTINIZ ?

AİLE HEKİMLERİ SORUNLAR ALTINDA EZİLİYOR

20 Temmuz 2018

KORUYUCU ODAKLI OLMALI

Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu Başkanı Dr. Akif Emre Eker: İş yükümüz ve zorlandığımız hizmetler aile hekimliğini doğru bir şekilde yapmamızı engelliyor. Birinci basamak sağlık hizmeti olan aile hekimliğinin ‘koruyucu hekimlik’ odaklı olması gerek. Geldiğimiz nokta ise tedavi edici ve hastane odaklı. Uzmanlaşma ve pahalı teknolojiyi destekler görünüyor. Bizim sağlık sisteminin dolgu malzemesi haline dönüştürülerek işlevsiz ve değersizleştirilmemiz sağlık maliyetlerini de arttırıyor. Sağlık sistemindeki doğru olmayan planlamalarının yarattığı iş yükü ve sağlık maliyetlerindeki ciddi artışlar aile hekimleri üzerinden giderilmeye çalışılıyor.

MOTİVASYON AZALDI

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi aile hekimi Dr. Recep Koç: Halka hizmet verme motivasyonumuz başta mesai dışı nöbetler (hastane, ASM, defin, adli ) ve esnek mesailer olmak üzere ve diğer birçok nedenle oldukça azaldı. Sağlıkçıların itibarsızlaştırılması, halkın eğitimsizliği, sağlık okuryazarlığının yetersizliği, kışkırtılmış sağlık talebi, sürekli şiddet olayları ve malpraktis (doktor hatası) baskısı altında çalışmamız da motivasyonumuzu düşürüyor. Aile hekimlerinin, havuza girmek için hepatit raporlarından, ehliyet raporlarına kadar akla gelen hemen her konuda rapor verme görevi var. Bazılarını vermemiz doğru olmadığı için daha ileri tetkikler için sevk yapmamız gerekebiliyor. Rapor vermek istemediğimizde bazen 10-15 dakika süren tartışmalar oluyor. Asıl işimiz koruyucu hekimlik yapmak yani hastalık ortaya çıkmadan önlemek. Ama biz reçete tekrarı, laboratuvar, poliklinik hizmetleriyle boğuluyoruz. İş yükümüzün yüzde 80’ini bu işler oluşturuyor.

ŞİDDET ÇOK BÜYÜK SORUN
İstanbul Aile Hekimliği Derneği Başkan Yardımcısı Dr. Serkan Özbakış: Sözlü şiddeti hemen her gün hepimiz görüyoruz. Fiziksel şiddete geçileli de çok oldu. Şiddeti uygulayanlara verilen cezalar yetersiz. Saldırganlar bırakın tutuklu yargılanmayı, gözaltına bile alınmıyor. Emniyete şikâyete saldırganla beraber gidip, beraber çıkıyoruz. Aile hekimleri sağlık sisteminin ‘dolgu malzemesi’ gibi kullanılıyor. İlgili dernekler geliyor örneğin ‘çocuklarda otizm taraması yapılsın’ diyor. Bakanlık ‘Taramamız lazım’ diyerek bizi görevlendiriyor. Birkaç ay eğitim veriliyor, taramaya başlıyoruz. Biz bunlara karşı değiliz. Tamam yapalım ama hakkıyla yapalım.”


İŞTE GÖREV LİSTESİ
Aile hekimlerinin yükünü anlamak için önce görevlerini sıralamak lazım. Bazıları şöyle:

1-) Kronik hastalıkların (tansiyon, diyabet vs.) takibi, danışmanlık hizmeti
2-) Gebe ve bebek izlemleri, annelere emzirme eğitimi, bebeklere demir ve D vitamini, gebelere D3 ve demir verilmesi 
3-) Sağlam çocuk takibi
4-) Bebek, çocuk ve gebelerin aşılanması
5-) Riskli gruplara Hepatit B aşısı yapılması 
6-) 15-49 yaş arası kadınların izlenmesi 
7-) Hastaların eğitimi 
8-) Çocuğun psiko-sosyal gelişimini destekleme, anaokulundan lise sona kadar okul çocuklarının izlem ve takibi 
9-) Aile planlaması danışmanlığı ve yönetimi 
10-) Yatalak hasta ziyaretleri 
11-) Küçük cerrahi girişimler (sütür, apse boşaltma gibi)
12-) Pansuman, kan alınması, laboratuvara gönderilmesi ve sonuçların getirilmesi sürecinin takibi ve sonuçların değerlendirilmesi   
13-) Rahim ağzı kanseri taraması için 30 yaş üzeri kadınlardan smear almak 
14-) 40 yaş üzeri nüfusta bağırsak kanseri taraması için gaitada gizli kan testleri yapmak 
15-) Enjeksiyon, rehabilitasyon, hasta sevk ve sonuçlarının izlenmesi 
16-) İşe giriş, okula başlama, sürücü, spor yapabilir, av ruhsatı, evlilik, askerlik muayenesi gibi onlarca rapor hazırlamak 
17-) Verem savaş dispanserinin teşhis koyduğu veya takip ettiği hastaların ilaçlarını vermek 
18-) Otizmli çocukların tespiti, takibi ve bildirimi 
19-) Evlenecek kişilerin bulaşıcı hastalıklar ve genetik geçen Akdeniz anemisi tetkiklerinin yapılması ve evlilik danışmanlığı 
20-) Obezite takibi ve 18 yaş üzeri nüfusun kan tetkikleriyle takibi 
21-) Seçimler için yatalak hasta raporları 
22-) Hacdan gelenlerin virüs hastalıkları açısından takibi 
23-) Defin ruhsatı vermek 
24-) Kızamıklı hasta ile temas eden yanında bulunan kişilerin takibi 
25-) Başka kurum, fakülte, hastanedeki grupların araştırmaları, anketlerine yardımcı olmak 
26-) İstanbul gibi büyükşehirlerde yer ve bina yoksa, ASM kurmak için mekan kiralama, içini düzenleme, nüfus kayıt etme, faaliyete geçirme, elektrik, su, doğalgaz, internet, kira gibi giderlerin harcaması ve takibini yapmak
27-) Sağlık meslek liseleri ve tıp fakültesi öğrencilerinin stajlarını ASM’lerde yapmalarına yardımcı olmak 
28-) Değişik yer ve mekanlarda verilen bakanlık eğitimlerine zorunlu katılmak 
29-) Yanlarında çalışan hizmetli ve ek personelin işverenliğini yapmak 
30-) Muhasebe, SGK ve vergileriyle, ASM’nin tamirat, tadilat, boya, düzenleme işleriyle uğraşmak. 

Aile hekimleri sorunlar altında eziliyor: Süpermen değiliz


İZİN SORUN, EMEKLİLİK HAYAL, KİRA USANDIRDI
Sorunlarını dinlemek için bir araya geldiğimiz aile hekimleri, angaryadan, izin kullanamamaktan ve kira baskısından yakınıyor. Aile hekimleri için sadece yıllık izin değil doğum izni, süt izni kullanımı bile sorun. Yıllık izne çıkarken yerlerine vekalet edecek meslektaş bulmaları gerekiyor. Bu da vekalet eden doktorun iş yükünün iki kat artması anlamına geliyor. Kira sorunu da bir başka başlık. ASM merkezleri verdikleri hizmete göre A, B, C, D diye sınıflandırılıyor. Aile hekimleri baktıkları kayıtlı nüfus oranında maaş alıyor. Bir de işletmeyle ilgili (kira, su, elektrik, telefon, personel maaşları, tıbbi malzemeler vs.) ödenen cari bir gider var. Bu da verdiği hizmete, çalıştırdığı personele göre değişiyor. Hekimler şunları anlatıyor:

Dr. İlknur İpek Karaosman: Normalde doktor başına ortalama 2 bin kişi kayıtlı olmalı. Bize 3-4 bin kişi kayıtlı. 15-49 yaşlarında bin kayıtlı hastamız varsa ancak yarısını tarayabiliyoruz. Günde 20 poliklinikle sınırlı olsak tek tek herkese ulaşabiliriz. Tarama, arama yapmaya zaman kalmıyor. Zamanımızın yarısı angaryayla geçiyor.

Dr. Şule Güçlü Şakrak: İzin mevzuatımız iptal edilmiş durumda. Düşünün 25 bin aile hekimi ve 25 bin hemşirenin izin mevzuatı yok. Doğum izni sonrası ücretsiz izin hakkı aile hekimliğinde yok. Doğum izninde (toplam 16 hafta) yerimize bakacak (vekalet edecek) doktor bulursak ücret kesintisi yapılmıyor. Yerimize bakacak yoksa bir doktor görevlendiriliyor ama asıl aile hekiminin ücretinin yarısını o alıyor. Takip ettiğimiz hastalara en az 6 ay anne sütü verin diyoruz, biz bunu çocuklarımıza yapamıyoruz. Kira da sorunlu. Ama bazı ASM’ler devletin binasında ve çok küçük miktarlarda örneğin 500 lira kira ödüyor. Devletin kiracısı olmayanlarımız ise 4-6 bin lira ödüyor. Bu adaletsiz.

Dr. Ekrem Ok: Devlet adına iş yapıyoruz. ‘Diğer kamu görevlisi’ statüsündeyiz. Bizim ASM’miz sanal yani kira ödüyoruz. Başka vergiler ödüyoruz, mesela stopaj, çevre, temizlik vergisi vs. niçin bunları veriyoruz? Devlete ait hiçbir kurum stopaj ödemezken biz niçin ödüyoruz? Kira konusunda da standart yok. Aynı işi yaptığımız, devletin yer verdiği bazı arkadaşlarımız hiç kira ödemiyor. İdeali devletin ASM’lerin binasını kendisi yapması, kurması. İstediğimiz koşullara sahip yer bulmakta zorlanıyoruz.

Dr. Yılmaz Ergin: 32 yıllık doktorum. Emekli olsam 3 bin 700 lira emekli maaşı alacağım. Onca eğitim, bunca yıllık çalışma, yıpranmanın sonucu bu mu reva görülüyor. Mecburi hizmetteyken albayla eşdeğer maaş alıyorduk. Sonra olduğumuz yerde saydık. Doktorların yüzüne kimse bakmıyor.


NEGATİF PERFORMANS BASKISI
AİLE hekimlerinin aylık ücreti, kesin kayıtlı kişi başına orantısal çarpanlarla hesaplanıyor. Gebe, bebek ve çocuk aşısı izlemlerinde negatif performans sistemi bulunuyor. Yani kişilere ulaşılamadığı takdirde aile hekimi ve hemşirenin ücreti kesiliyor. Dr. Salih Yener, şunları söylüyor: “Bir anne ve baba 13 günlük bebeklerini topuk kanı için getirdiler. Bebeklerine aşı yaptırmayı düşünmüyorlar. En az yarım saat onları aşıyı yaptırmaları için ikna etmeye çalıştım. Sağlık Bakanlığı aşılar konusunda sorumluluğu tamamen bize yüklüyor. ‘Çocuğun aşısını yapmazsanız sizin paranızı keserim’ diyor. Aileye herhangi bir sorumluluk yüklemiyorlar. Aile istemezse aşıyı yaptırmıyor. Ama doktor ailenin peşinden koşmak, onu ikna etmek zorunda. Aynı şey gebe izlemleri için de geçerli. Ama gebe kendi doktoruna gitmeyi tercih edebiliyor. Tamam sorumluluk alalım ama buraya gelmek istemeyeni zorla getiremeyiz.”

SİPARİŞLE REÇETE

AİLE hekimlerinin şikâyetleri arasında ‘reçete onay mercii’ olmak da var. Özel hastane ya da hekimlerden aldıkları reçeteleri SGK’nın karşılaması için aile hekimlerine de yazdırmak isteyenler baskı kurabiliyor. Ya da başkası için, ‘siparişle’ ilaç yazdırmak isteyenler... Koruyucu hekimliğin ön planda olduğu ülkelerde daha az maliyetle toplumun genel sağlığının korunduğunu belirten Dr. Kadir Camcıoğlu, “Biz bambaşka şeylerle karşılaşıyoruz. ‘Falanca hastanede şu tahlilleri istediler, orada çok pahalı olduğu için siz yapar mısınız doktor bey?’ diyenler oluyor” diyor.

BOŞ ASM

RESMİ rakamlara göre İstanbul’da 1114 ASM ve 4 bin 368 aile hekimliği var. ASM olduğu belirtilmiş olsa da 400 civarında birimin binası ve doktoru yok. Mart 2018’de açılan 392 boş birimin sadece 43’ü seçilerek yerleştirilmesi yapılabildi. Dr. Recep Koç, “Bu ASM’lerin yeri, binası, malzemesi ve hemşiresi yok, dolasıyla seçen hekimler kuracak. Bundan dolayı da iki yıldır bu boş birimler doldurulamıyor. ASM’ler bir hekim ve bir hemşireden oluşur. Ancak halen 300 dolayında aile hekimi hemşiresiz çalışıyor. İstanbul’da bazı aile hekimleri 4 bin-5 bin kayıtlı nüfusa hizmet ediyor. Dr. Koç, “Bu nüfusla hastanelere sevk sistemi getirilemez” diyor.