NE ARAMIŞTINIZ ?

TÜRKİYE KAN BASINCI KONTROLÜNÜN İYİLEŞTİRMESİ PROJESİ

26 Eylül 2019

Değerli Meslektaşlarımız,

Ülkemizde kan basıncı kontrolünün yetersiz düzeyde olduğu yapılan çeşitli araştırmalarda ortaya konulmuştur. Türkiye Hanehalkı Sağlık Araştırması Bulaşıcı Olmayan Hastalıkların Risk Faktörleri 2017 araştırmasına göre 15 yaş ve üzerinde %27,7, 18 yaş üzerinde %28,8 oranında hipertansif birey olduğu ve bu hipertansif bireylerdeki kan basıncı kontrol altında olma oranının 15 yaş ve üzerinde %23,8, 18 yaş ve üzerinde ise %24,1 olduğu görülmektedir.

Türkiye’de Kan Basıncı Kontrolünün İyileştirilmesi Projesi” kapsamın da Sağlık Bakanlığı, THS Genel Müdürlüğü, Dünya Sağlık Örgütü Temsilcileri, Resolve Proje Ekibi ile Ankahed 'in yanı sıra Türkiye Endokrinoloji Derneği, İç Hastalıkları Derneği, Türk Kardiyoloji Derneği, Türk Böbrek Vakfı, Türkiye Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneğinin katıldığı toplantı 26. Eylül Perşembe günü gerçekleştirildi.

Toplantı kapsamında Uşak, Çankırı ve Erzincan illerinde bir süredir devam eden pilot uygulama çerçevesinde hipertansiyon hastalarının tarama-takip ve tedavileri ile ilgili tespitler DSÖ temsilcileri tarafından aktarıldı.
İleri dönemde uygulamaya konulacak olan kronik hastalıkların takibi protokolleri bu veriler ışığında tartışıldı. Akış şemaları ve algoritma çalışmaları hakkında bilgi verildi.



Ankahed olarak toplantı süresince savunduğumuz noktalar;

1- Mevcut iş yükümüzün çok fazla olması nedeni ile tarama ve takip programlarının bu hali ile ilerlemesinin zor olacağı
2- Pozitif Performans kapsamında ödüllendirici, teşvik edici ve motivasyonu artıracak uygulamalar olması gerektiği,
3- Mevcut nüfuslarla ve yüksek hedeflerle taramaların başarılı olamayacağı,
4-Birinci basamak hekimlerine uzman pratisyen ayrımı olmadan klinik özgürlük verilmesi gerektiği
5-SGK uygulamaların ve 2. ve 3. Basamaktan çıkarılan ilaç kullanım raporları kısmında yaşanan sorunlar.
6-Birinci basamakla alakalı bir konunun ancak konunun muhatabı hekimlerle yani aile hekimleri ve onların sivil toplum kuruluşları ile çözülebileceği, Masa başında kararlar almak yerine saha çalışanlarıyla ortak kararlar almanın daha sağlıklı olacağı
7- Her ülkenin sosyokültürel ve sosyoekonomik şartlarının farklılıklar gösterdiği ve dolayışla bizim ülke uygulamalarına bir başka ülke modelinin entegre edilmesinin doğru olmayacağı,
8-Standart ve spesifik bir algoritmalar yerine ‘’Hastalık yoktur hasta vardır’’ prensibi gereği esnek, kolay, uygulanabilir ve saha çalışanları tarafından benimsenecek algoritmalar ve kılavuzlar hazırlanması gerektiği konularında görüşlerimiz detaylı olarak aktarılmıştır.

Toplantıda görüşlerimiz çerçevesinde öncelikle uygulamanın yapıldığı 3 il, daha sonra yaygınlaşmayla birlikte diğer illerde de olmak üzere saha çalışanı Aile Hekimleriyle odak görüşmelerin yapılması, odak görüşmelerinde aile hekimlerinin yaşadığı problemler, uygulamanın zorlayıcı alanları, kolay uygulanabilirlik için nasıl bir yöntem olması gerektiğinin tespit edilmesi DSÖ yetkililerinde kabul gördü.
Bir sonraki görüşme de bu elde edilen odak çalışmaları kapsamın da elde edilen veriler değerlendirilip konu başlıklarında çalışmalar devam edecektir.
Toplantı süresince öğrendiğimiz kadarı ile 2020 yılında tüm ülke genelinde kronik hastalıklarla ilgili programların uygulamaya konulacağı, bununla ilgili yazılımlara son şekillerinin verildiği ve bu kapsamda ödeme ve sözleşme yönetmeliğinin Cumhurbaşkanlığın da imza aşamasına gelmeye yakın olduğu bilgisine ulaştık.
Bilgilerinize, Saygılarımızla.